Önce birine acıyıp onun için bir şeyler yapmaya girişir.
Sonra gönüllü olarak üstlendiği bu sorumluluk ona yük olmaya başlar.
Yük giderek ağırlaşmaya başlayınca pişmanlığı, kızgınlığı da artar. Sonrasında kurtarıcıdan kurbana dönüşür. Bunu, çok yük olduğu için kurtardığı kişiyi suçlayarak yapar. Bu şekilde, yaptığı kişiyi zorba pozisyonuna sokarak kendi de kurban rolüne geçer. Gördüğünüz gibi, bu küçük hareketler hayli ustalık ister.
Kurbanlar, başkalarını suçlu ve kötü hissettirmek için dahası kendilerine acımaları için suçluluk duygusunu kullanarak onları manipule ederler. Suçluluk duygusu, kontrol altına almak için kullanılır.
Kurban çocuğun en sevdiği cümle, "Kimse beni sevmiyordur. Kurtarıcının ilgisini çekme teşebbüsüdür bu cümle. Kurtarıcı, "Yazık Tommyciğime:' der; çocuk da ortalıkta kendine acıyarak dolaşır.
Biri ona, "Ben seni seviyorum:' diye cevap verirse, kurban hemen "Hayır, sevmiyorsun. Kimse beni sevmiyor:' der. Sevgi olarak yorumladığı acıma duygusunu uyandırma da kurban öylesine ustalaşır ki bunu okulda öğretmenlere, sokakta yabancılara veya mağazadaki görevlilere bile yapmaya başlar.
Bu bir oyundur ve kurban bir kilometre uzaktan bile kimin bu oyunu oynayacağını "hissedebilir': Bu, bilinçli olarak yapılan bir eylemden çok, otomatik, yani bilinçdışı bir eylemdir.
Oyunun ilk temel kuralı, oyuna katılan herkesin kendini bir şekilde kurban rolüyle özdeşleştirmesidir. Örneğin, Tom'un ailesini ele alalım. Tom genç ve çaresiz biri olarak fiziksel sorunlar yaşıyor; annesi oİıun için üzülüyor. Yani, Tom bir kurban. Atine, Tom'u kurtarmaya el atıyor.
Diğer çocukların oyun oynarken ona sert davranmasına ya da Tom,un risk almasına izin vermeyerek ona karşı aşırı korumacı davranıyor. Bu durum Tom'un daha da çaresiz hissetmesine ve ailedeki diğer kişilerin ona içerleyerek zorbaca yaklaşmalarına sebep oluyor.
Ardından baba Tom'a zorbalık yapmaya başlıyor. Eşinin oğlunu «şımarttığını,, gördükçe onun «hanım evladı,, olmasından korkmaya başlıyor ve bunun önüne geçmek için oğluna karşı «sert olma,, yoluna gidi yor. Ona erkek olmayı öğretme vaktinin geldiğini düşünerek ona zorbalık yapmaya başlıyor. Baba zorbalık yaptıkça anne onu daha çok kurtarıyor; küçük Tom kendini daha çaresiz ve kafası karışmış bir halde buluyor. İşte eşbağımlılık tam da böyle başlıyor.
Kurban üçgeni artık bir kısır döngü haline dönüşür. Baba anneye dönüp Tom'u kurtardığı için ona zorbalık yapmaya başlar. Bu noktada anne kurban rolüne geçer ve annesine acıyan Tom da kendince onu kurtarmaya çalışır.
Tom kurtarıcıya dönüştüğü anda tekrar zorbalık görmeye başlar.
Henüz çocuk yaştaki Tom psikolojik oyunların kurallarını tam olarak anlamadığı için hayalkırıklığına uğrar. Ancak oyunda ustalaşmaya başlamıştır bile. Çocukların algıları açıktır ve psikolojik oyunları «kutu kutu pense,, oyunu gibi kolaylıkla öğrenirler. Çocuklar taklit ve pekiştirme yoluyla öğrenirler.
Bir anne çocuğuna acıdığında, ona da kendine acımayı öğretmiş oluyor. Kocası çocuğunu dövmeye başladığında ona daha çok acıma ya başlıyor. Böylelikle, ailedeki "Kurban, Kurtarıcı ve Zorba" oyunu çocuğa da öğretiliyor. Anne acıyarak oğluna bakıyor ve "Zavallı Tom, seni seviyorum'' derken Tom için sevgiyle acıma birbirine karışıyor.