Narsisizm olgusu yüzeysel ya da yanlış bilgi arttıkça ve düşmanca pozisyon aldıkça daha da bulanıklaşıp karmaşıklaşıyor. Ötekileştirmenin en zararlı yanı, ötekileştirdiğin kişide gördüklerinin sendeki karşılığına, iz düşümüne kör kalmaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sistemik propagandanın bir sonucu olarak bugün ötekine olan ihtiyacın reddi, öz güven ve öz yeterlilik kriteri haline geldi. Ötekinin ilgisine, arzusuna, sevgisine, eşliğine olan ihtiyacını bastıran, yok sayan, sürekli kendi imgesini servis eden, kendi imajına, kendi duruşuna hayran, bakan değil bakılan, büyülenen değil büyüleyen narsist birey bu havalı duruşun hücresinde, yapayalnız kuruyup gidiyor. Olamadan. Çünkü duruş, oluşu imkânsız kılar. Ve her büyücü için en az bir büyülenici lazım. Herkes etkilemek, etkilenmeden etki etmek istiyor. Peki kim etkilenecek? Günden güne enerjisi, ilhamı, yaşam sevinci en yüksek olan yakıtımızı, arzuyu kaybediyoruz. Arzu madalyonunun diğer yüzü hüsran çünkü. Ucunda reddedilme, küçük düşme, utanç duyma ihtimali var. Bu yüzden herkes arzu etmeden arzu edilmeyi bekliyor. Peki kim arzu edecek? Herkes vermeden almak istiyorsa, kimse vermiyorsa, kim alabilir?
Romantik ilişkiler bağlamında ele alacak olursak; işin trajik yanı şu ki:
Artık narsisist olmayan partner arama kararı alan bireylerin çoğu, kendilerindeki patolojik narsisizmin farkında olamıyor, neden hep narsist bireylere çekim duyduğunu bilmiyor.
Uzmanlar mağdurlara narsistleri nasıl alt edeceklerini, “toksik” insanları hayatlarından nasıl çıkaracaklarını öğretiyor. Ancak birey, narsistleri etiketleyip hayatından çıkardığında kurtulmuş olamıyor, çünkü bir narsistle girdiği ilişkiden başını kaldırdığı anda başka bir narsistle çarpışıyor.
Art arda ilişki kazalarına ya da istismara maruz kalan birey içe kapanmaya, giderek daha izole yaşamaya başlıyor, dolayısıyla daha da kırılganlaşıyor; depresyona, anksiyete bozukluklarına, artan obsesif savunmalara daha yatkın hale geliyor.
Narsisizmin çağımızın ruhsal pandemisi olduğu söylenebilir. Çünkü narsisizmi anlamadan özellikle yaşadığımız çağı, bu çağın ilişkilerini, bireysel ve toplumsal sorunlarını ve tabii ruh sağlığını anlamak mümkün değildir.