"Sana da merhaba, Abilerin En lyisi. Sana bir şey olduğunu düşündüren nedir?"
Josh homurdandı. "Hah, beni aradın. Başın belada olmadıkça asla beni aramazsın sen."
Bu doğruydu. Mesajlaşmayı tercih ediyorduk ve evleri- miz yan yana olduğu için -ki bunu ben istememiştim- birbi- rimize nadiren mesaj atmak zorunda kalıyorduk.
Oradayken orada bulunmamayı nasıl bu kadar başarabiliyordu bu çocuk? Varlığını bunca hafifletip öyle uçucu, kaçak, varla yok arası kılmayı nasıl becerebiliyordu?