Salem

Salem
“Vay, yakışıklı genç adam da geldi. Bu senin hatan değil. Senin gibi yakışıklı bir çocuk doğurmuş olan annenin hatası,” dedi.
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kadınların garip yönlerinden birini henüz anlamamış olmam gerçeğinden ortaya çıkıverdi. Bir kadının nasıl benimle yatıp ertesi sabah sanki hafızası silinmiş gibi uyandığını ve şahane bir şekilde hayatına gece dünyası ve gündüz dünyası birbirinden tamamen farklıymış gibi devam ettiğini asla anlayamıyordum.
Edebiyat
Dolandırıcılıktan hapsedilmiş bir adamın karısıyla geçirdiğim gece benim için keyifliydi. (Günlüklerimin tamamında böyle cesur ve olumlu bir dili tereddüt etmeden tekrar kullanacağımdan şüpheliyim.) Ve (neşeli mi neşeli) akılsız fahişelerin kollarında bulduğum derin, huzurlu uykudan hayli farklı şekilde özgürleştiriciydi. Ancak altı üstü bir geceydi. Sabah uyandığımda ayağa fırladım ve bir kez daha uçarı soytarı kılığıma büründüm. Gerçek korkak mutluluktan bile korkar. Pamuk yün bile yaralar onu.
Edebiyat
Toplantılar bittikten sonra bile saatlerce peşimden ayrılmaz ve bana her türlü hediyeyi alırdı. “Beni ablan olarak görebilirsin.” Bu çiğ alaka beni titretse de, yüzümü belli belirsiz, melankolik bir gülümsemeye zorlayarak, “Tabii ki öyle görürüm,” diyebildim sadece... Beni yalnız bırakmadığı bir yaz gecesi, onu karanlık bir sokağa götürdüm ve eve gitmesini umarak onu öptüm. Bunun yerine, heyecandan çılgına döndü ve çiğ bir çılgınlığa kapılarak bizi örgütün gizlice kiraladığı küçük ofislerden birine götürmek için bir taksi çağırdı, orada şafağa dek işi pişirdik. Kendisinin nasıl bir abla olduğunu düşündüğünü merak ederken alaycılıkla gülümsedim.
Edebiyat
O zamana kadar babam bana her ay harçlık verirdi ve ben bu parayı birkaç günde yesem bile sigara, likör, peynir, meyve evde her zaman olurdu. Kitapla, kırtasiye ve giyecekle ilgili her şeyi de semtteki herhangi bir dükkândan babamın adına yazdırarak alırdım. Horiki’yle canımız erişte ya da tempura çekerse tek yapmamız gereken babamın müşterisi olduğu restoranlardan birine gitmekti Ödeme yapmadan ayrılırdık ve kimse de bir şey demezdi.
Edebiyat