Sanki beni Şizuko’yla bir araya getirmiş olan kendisiydi. İşte, ciddi şekilde bana öğütler veriyor, gecenin köründe yatacak bir yer için sarhoş bir şekilde ortaya çıkıyor ya da beş yen ödünç almaya (her zaman beş yen) geliyordu.
“Eh, umarım çapkınlık günlerin geçmişte kalmıştır. Bilirsin ya, daha fazlasını toplum kabul etmez.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Biraz… para lazım.”
“Ne kadar?”
“Çok. Dedikleri doğru gerçekten. Para biterse aşkın da uçup gittiği sözü doğru gerçekten.”
“Saçmalama. Eskimiş sözler…”
“Öyle mi dersin? Nasıl söyleyebilirsin ki bunu? Bu şekilde ilerlerse ben kaçabilirim.”
“Fakir olan hangimiz? Kim kaçacak acaba? Garipsin ha.”
"İkimiz de yetişkiniz. Hayatımızda ne yapacağımıza biz karar veririz." Yine de Alex bunu söylerken yüzünü buruş- turmuştu. "Noel için eve geldiğinde ona yüz yüze söyleriz."
Başımla onayladım. Pekâlâ, bu bize hazırlanmamız için bir aydan fazla zaman verirdi. Gerçi herhangi bir şeyin bizi; onun küçük kız kardeşi ve en iyi arkadaşının yattığını öğrendiğinde çıkaracağı belaya hazırlayabileceğinden emin değildim. Bu da aklıma bir sonraki soruyu getirmişti...
"Peki tam olarak ne diyeceğiz? Demek istediğim..." Bir çileğe çatalımı sapladım. Bunu böylesine keyifli bir hafta sonunda gündeme getirdiğim için kendimden nefret ediyor. dum. Fakat aynı zamanda bir yanlış anlamalar ve belirsizlik- ler karmaşasına düşmeden önce, nerede durduğumuza karar vermemiz gerektiğini de biliyordum. "Arada bir sevişen ar- kadaşlar mıyız? Çıkıyor muyuz? Tek eşli miyiz yoksa baş- kalanıyla da görüşecek miyiz?"
Alex çenemi tuttu ve bakışlarımı ona çevirdi. "Ben sana ne dedim? Sen benimsin, gün ışığı. O kişinin yerin dibine gömülmesini istemediğin sürece hiçbir erkeğe dokunamaz- sın. Yani evet, tek eşliyiz."
Oldukça ustalaşmıştım. Görünüşe göre şimdiden bir “Don Juan”ın kokusuna sahiptim ve kadınlar (sadece fahişeler değil) içgüdüsel olarak kokuyu alıyor ve bana yaklaşıyorlardı. Görünüşe göre bu şehvet düşkünü ve onurdan yoksun hava, bana verdikleri “hediye”ydi ve bu hediye, benim ara verme arayışımdan çok, rahatsız edici bir ilgi çekmeye başlamıştı.