''Haklısın, Stefan'dan hoşlanıyordum. Daha önce de söyledim, bu duygunun ne olduğunu ben de çözebilmiş değilim. Aslında seninle ortak yanlarımız da var. Ben de senin gibi, kızıl saçlı erkeklerden hoşlanmam. Beni Stefan'a çeken, aradığı o meçhul kadın da değildi. Mutluluğu bir an için bulup sonra sonsuza kadar yitirmiş olan ruhuydu... Onun şaşkın, üzgün ve hep arayış içinde olan haliydi... Onu bir sevgiliden çok bir arkadaş, belki bir erkek kardeş gibi görüyordum...''
Bir an, sadece bir an umutlanır rüzgar. Ağıdı bırakır, damarlarında gizlenen çürümeye rağmen güzelliğini koruyan yerdeki yaprakları canlandırmak ister. Bütün bedeniyle dokunur onlara; bu dokunuş öyle yumuşak, öyle kırık dökük, öyle çaresizdir ki, ağaçlarda kalan yaprakların da aklını çeler, onlar da kaldırıp atarlar kendilerini rüzgarın kollarına. Artık nemli toprağın üzerinde ölümcül bir dans başlamıştır.