Hissetmiyor muyum sanıyorsunuz yoksa? Hem de ne kadar çok içersem o kadar iyi duyuyorum. İçmemin nedeni de bu zaten: İçkide acıma ve duygu arıyorum ben… İçiyorum, çünkü çok acı çekmek istiyorum!
Seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır. Böylesi daha gerçek, daha insaniydi. Sartre'ın ''Başkaları cehennemdir,'' sözüyle de çelişmiyordu bu; çünkü yaşamınız boyunca size değenlerin bazıları cehennemi yaşatır -ayazda titretir, demir parmaklıkların ardında çürütür- bazılarıysa cenneti sunar, sıcacık bir kucakla sarar, masum bir gülüşle hayata döndürür.
Bir de ben, daha doğrusu biz varız, üçüncüleriz biz. O dedikleri sağlam arkadaşlığı da anlarız, yakıcı aşkı da hepsinden iyi biliriz. Ama bizim onlardan ayrıldığımız nokta, bu iki tatlı gönül durumunu bir arada yaşatmaya çalışmamız ve bunu başarmamız. Güçlü ve görkemli bir gönül coşkunluğu ve bunun yanında bir laboratuvar çalışması gibi sakin, gerektiğinde bütün bir yaşamı bile harcayabilecek bağlılık. Bizim başlıca derdimiz ne biliyor musun yavrum? Birbirimizi çok sevmemiz. O denli bağlıyız ki birbirimize... Sevdamız kadar korkularımız ve tutkularımız da güçlü bizim.