kendi karşısına yerleşerek, olduğu şeyle olacağı şeyi karşılaştırarak, her zaman kırık bir zincirin halkasını bularak, feleğin gizli amaçlarını hiç çaba harcamadan sezinledi.
Bir saate, bir dakikaya, bir saniyeye kadar, belki hemen şimdi, her şey yıkılabilirdi. Gene de mucize sürüyordu. Dünya sürüp gidiyordu, utangaç, alaylı ve saygılı (kadınların dostluğunun kimi yumuşak ve dengeli biçimleri gibi). Bir denge sürüyordu, kendi sonunun tüm kuşkusuyla renkliydi gene de.
Ve işte alışkanlıkların perdesi, devinimlerin ve sözlerin yüreği uyuşturan, rahat örgüsü, ağır ağır açılıyor, kaygının solgun yüzünü gösteriyor en sonunda. İnsan kendi kendisiyle karşı karşıyadır artık: hadi mutlu olsun da görelim!