Halbuki, bir kısmımız kraldan fazla kral taraftarlığı ederek, Osmanlıdan kalan her şeyi yıkarsak, medeniyete daha çabuk varacağımızı sandı. Bu zan, en ağır tesirini dilde gösterdi. Bugün arşivlerde beş milyondan fazla vesika vardır ki, henüz özünün ne olduğu bile öğrenilememiştir. ,,《Yavuz Senemoğlu Emekli Dz. Alb.》
Benim neslimin bir şanslı yönü vardır:
Biz, Atatürk inkılâplarını yaşayıp, benimsemiş ve gelişmesine küçük yaşlarımıza rağmen hizmet etmiş, eskiyi de yaşarmış, yeniye de uymuş bir nesiliz. Bizim için (ana dil) olan, çocuklarımızın yabancı dilidir. Bu ayırım, nesillerimiz arasına mesafeler koymuştur.
Hatta diyebiliriz ki, fikir ve düşüncede eski ile yeni, medeniyet çağının öteki toplumlarından farklı bir gelişimle adetâ nesilleri iki düşman kampanyasına ayırmıştır.
Yanlış bir değerlendirme ile (Osmanlı) küçümsenen bir varlık oldu. O Osmanlı ki, terbiyesi ile, okul programı lle Mustafa Kemal'i ve onun istiklal Harbi kadrosunu, hatta Cumhuriyeti oluşturup geliştiren devlet kadrosunu hazırlayıp yetiştirmişti.
Atatürk, Osmanlılığın toplum duygularındaki geriliği yıkmak istemişti. Yoksa, kendini meydana getiren (Osmanlılığı) değil. 《Yavuz Senemoğlu Emekli Dz. Alb.》
Geçmişte yıkılmaz görünen yasalara bugün gülündüğü unutulmamalıdır. Sözgelişi, yüzlerce kuşak dünyanın düz olduğu inancındaydı. Binlerce yıl güneşin dünyanın çevresinde döndüğü ileri sürüldü. Bugün bile, Samanyolunun merkezinden 30.000 ışık yılı uzakta, sıradan, minicik bir gezegen olduğu ispatlandığı halde, dünyanın, her şeyin merkezi olduğuna inananlarımız var.