“O halde Slytherin’de olmam gerekiyor,” dedi Harry, Dumbledore’un yüzüne çaresizce bakarak. “Seçmen Şapka benim içimde Slytherin’in gücünü gördü ve —“
“Seni Gryffindor’a koydu,” dedi Dumbledore sakince. “Beni dinle, Harry. Sende Salazar Slytherin’in kendi eliyle seçtiği öğrencilerinde aradığı özelliklerden birçoğu var. Kendi çok nadine yeteceği olan Çataldili... sorunlara çözüm bulma yeteneği... kararlılık... kurallara karşı belli bir kayıtsızlık,” diye ekledi bıyığı gene titreyerek. “Ama Seçmen Şapka seni Gryffindor’a koydu. Niye böyle olduğunu biliyorsun. Düşün bir.”
“Beni Gryffindor’a koymasının tek sebebi,” dedi Harry yılgın bir sesle, “çünkü Slytherin’e girmek istemedim...”
“Kesinlikle,” dedi Dumbledore, bir kez daha gözleri pırıl pırıl gülümseyerek. “Bu da seni Tom Riddle’den çok farklı hale getiriyor. Bize aslında kim olduğumuzu gösteren şey, yeteneklerimizden çok seçimlerimizdir, Harry.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Peki, Quirrell neden dokunamadı bana?”
“Annen seni kurtarmak için öldü. Voldemort’un anlayamayacağı bir şey varsa, o da sevgidir. Annenin sana olan sevgisi kadar güçlü bir sevgi ne derin izler bırakır, bunu anlayamaz. Yara izine benzemez bu, gözle görülmez... böylesine yürekten sevilmek, seven insan gitse bile, bizi sonsuza kadar korur. Tenine işlemiştir bu. Quirrell’ın içi nefret, hırs, tutku doluydu, ruhunu Voldemort’la paylaşmıştı o; sana bu yüzden dokunamadı. Güzelliklerle yaratılmış birine dokunmak onun gibilere acı verir.”