Berivan özkan

Berivan özkan
@Patizi
Fatih Buhara Benzek ~ Lara
Düşünsene bir özentiyle tuttuğun sigaranı yakıyorum Hafifçe başını eğiyorsun, bahar bahçe saçların dökülüyor yüzüne Avuçlarımda ki ateş tir tir titriyor seni görünce Lara Sonra tatlı başını yavaş yavaş kaldırıyorsun Sanki yıllardır karşında seni bekler gibiyim, derken işte işte kılıçtan keskin ve zindanlardan derin gözlerin. Tarifinden acizim ben bu güzelliğin, bilmiyorum Lara ben kimin şairiyim? Dışarıda olup biten her şeyden haberim var aslında, ama ben Lara hayatı kalbimin içinde yaşıyorum, zamansız, mekânsız, nefessiz, ama sensiz diyemiyorum Lara diyemiyorum. Gözlerimin ve gözlerin görmediği yerdesin sen Lara! İçimdesin içimdesin diyorum sana, beni anla! Beklenen güzel haber gibisin, ama sen gelmesen de güzelsin. Ah Lara! Bir cenk meydanı kuruluyor içimde seni düşününce Senin için kınından çekiliyor kılıçlar, duvarlar yıkılıyor, yeniden çiziliyor hudutlar Öyle şanlı, öyle asil ilan ediyorsun ki zaferini Hayran hayran sana bakarken görüyorum, esir düşen bir kumandanın gözlerini Sonra, baktığım yerde seni göremiyorum, parmak uçlarında nazlı nazlı, berrak bir suyun üzerinde yürürken seyrediyorum seni Dur Lara ! Dur! Sakın gitme! Sen uzakları göremezsin. Tamam, gideceğin yollar senin Ama ayaklarına serilmiş basıp basıp geçtiğin yollar benim! Bilmezsin. Artık seni yazmam, vazgeçtim dillere düşürmem demiştim, görüyor musun Lara? Ben yine bana yenildim. Ömrümün neresindeyim bilmiyorum Neler neler geçti başımdan bir sen geçmiyorsun Ah Lara.. Senden başka güzel bilmem ben, Buhtunnasr kabrinden kalksa Babil şehrini yeniden kursa, binbir güzelleri karşıma dikse, Değişmem değişmem saçlarının tek bir teline.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sezai Karakoç ~ Liliyar
Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu Kuklalar titremesin ne yapsın Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın Kuklaların kukla olmadığı besbelli Lilinin çekip gideceği besbelli Lilinin dönüp geleceği besbelli Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris'in Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil -Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili Sen istesen de taş yürekli olamazsın Sen daima güzeller güzeli olursun Lili Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili Demek sen gidiyorsun Lili
Alıntı
Kemal Sayar ~ Sonsuza dek sophie
Gözleriniz madam. Gözlerinize bakıyorum da sanki bir yangın yeri. Yüzünüz talan edilmiş bir imparatorluktan kalmış gibi. Bir şair oturmuş o iki kaşın arasına, tüten dumana ve akan kana bakmaksızın, aldırmaksızın patlayan bombalara, şiir söylüyor gibi. Aslında aşktır en çetin meydan muharebesi. Siz koşuştururken lise bahçelerinde, dilinizde Goethe'den yarım yamalak ezberlenmiş iki dize ve deri ceketinize yaslanmış yürürken yağmurda, bir şairdim ben kalbini büyüten dumanlı odalarda. Benim kalbim dumanlı odalarda büyüdü madam, yalan yok! Yalan asla olmayacak çünkü aşk, üstümüze serpiştirip kaçan o yağmur, bir gün sizi de ıslatacak. Bir gün sizde, hüzünle, bakacaksınız kalbimin içine. Orada yenilmiş bir şarklıyı göreceksiniz. Biz şarklılar, yani Allah'a inananlar, oruç tutanlar ve asla konuşamayacakları kızlara aşklananlar hep yenildik, farklı mağlubiyetlerden kuruldu tarihimiz. "Diyorum ki… Vaktin varsa, bu akşam..." Bizim yüzümüz kızarır madam. Söyleyemeyiz. Biz uzaktan sevmelerde birinciyiz. Genç kızlara başımızı çevirip bir bakmayız, bir bakarsak usulca elimizden kayarak parçalanır kristal gençliğimiz. Biz kristal gençleriz madam! Kolayca tuz buz oluruz. “Eve gitsem daha iyi..." İyi de benim o darmadağın halimi bırakıp nereye... Her gece saatlerce alıştırma yapıp da bir tek sevda sözü fısıldayamamamın sıkıntısını… Aşksızlıktan solan bu cismi terk edip nereye gidiyorsunuz madam. Merdivenlerde peşinizden koşup da isminizi haykıramamayı… Size bakarken derin bir acıyla kıvrandığımı fark etmeden nereye ha? Sophie, Rosemary, Ayşegül. Onun için üç isim seçmişti. Yukarıdaki satırlara baktı ve "Ben bunun âlâsını lise yıllarında yazdıydım..." diyerek iç geçirdi. Fakat nâlet olası o duygu yakasına yapıştığına göre, bir kez daha aynı sözcükleri kullanarak bir öykü yazmalıydı.
Alıntı