Rukiye

Kendimi inandırma gücünü yitirdim ben. İyi şeylerin bu kadar yakınımda durabileceğine ve olabileceğine uzun süreceğine inanmıyorum. O ağır kayayı ne yapıp edip güç bela tepenin ucuna kadar çıkarmayı başarsam da, kayanın orada kalmayacağını, geri yuvarlanacağını biliyorum. Hafızamı yurt edinen gölgeler ha bire aklımı karıştırıyor. İflah olmaz bir kopuşla hayata tutunmayı başarabildim. Ne kadar büyük bir çelişki? Bir kopuş karşılığı hayata bağlanmak. Zaman zaman amaçsız, gelişigüzel rastlantılarla güçlenen bir tutunma. Kopuşu unuttuğun anda daha büyük bir lanete sürükleneceğini bilmek.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hiçbir şey aramazken bunca şeyi bulmanin ne manaya geldiğini kendime sorup durdum.
İnsanın nereye gitmek istediğinin bir önemi yok, esas olan, hayatın seni nereye çağırdığı.
Kelimelerin de ayak sesleri vardir.
İnsan acı çekerken birilerini suçlamayı istiyor. Birilerini suçlamak içindeki yaraya iyi gelecek zannediyor. Bu âna kadar ben de aynısını yaptım, sorumlu tuttuğum herkesi suçlayıp durdum. Yaralarıma iyi gelmedi. Artik vazgeçtim.