Bazı kitaplar vardır hikayeyi araçsallaştırır ve asıl amaç okuyucuya bir mesaj vermek veya bir şey öğretmektir. Ben bu tarz kitapları(Sofi’nin Dünyası hariç) oldum olası sevemedim. Bu kitap bu yöndeki beğenimin bir istisnası olamadığı gibi mentor pozisyonundaki kişinin dolaylı konuşmayıp psikolojide uzun yıllardır bilinen teknikleri/bilgileri açık açık anlatması okuma heyecanımı düşürdü. Bu yüzden “show, don’t tell” ilkesini benim için tam olarak karşılayamadı ama akıcı ve kolay okunması yönünden başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Yani olalım tabii, başka türlü de tadı tuzu çıkmıyor bu hayatın. Denk gelirsek en kralını yaşayalım hatta, buna kim hayır der? Tövbe, bu devirde bir aşk kolay mı yetişiyor?
Son bir senede neler oldu var ya, üff diyorum. Anlatılsım bile yok inan, lanet gelsin şu son bir seneye. Evi yansın, ocağı yıkılsın, defolup gitsin hangi cehenneme giderse.
Tutunacak bir şey arayan herkese kendilerine tutunmalarını tavsiye ediyorum. Biliyorum onun da sağı solu belli olmuyor ama yine de elimizdeki seçenekler arasında en iyisi bu.