Bir tasavvur edelim. Karşınızda bütün dinleri ve inanılmaz sayıdaki dilleri kapsayan bir imparatorluk söz konusu. Bu imparatorluğu gezebilen, görebilen, öğrenebilen insanın eğer zekiyse ve üstün zekalıysa yaratıcılığının muhteşem olacağına hiç şüphe yoktur.
"Eski kitaplar artık okunmuyor" diyenler var. Okunmamaları onların kabahati değil, bin kelimeyle yazıp konuşan bizim gençliğimizin kabahati ve o gençliği öyle yetiştiren bizlerin, eğitimcilerin suçudur; buna kuvvetle inanıyoruz ki biz Türkler, edebiyatımızı ve dilimizi daha iyi öğrendiğimiz, daha iyi araştırmaya başladığımız zaman bunlar tekrar keşfedilecek hazineler olacaktır.
19. yüzyıla kadar kimseye burnundan kıl aldırmayan İstanbul, aklımızı başımıza toplarsak gene de aldırmaz. Potansiyeli bu kadar yüksek, gelişmeye bu kadar müsait,bu kadar güzel ve bu kadar zengin mirasa sahip başka şehir nerede? Hangi şehrin böyle bir silueti var? İstanbul'un dışı cihanı yakar, içindeki keşmekeş de bizi. Elli senedir onu çirkinleştirmek için her şeyi yapıyoruz ama gene de güzel.