Umut Burak

Umut Burak
Psikolojik Danışman
Psikolojik Danışman
Üniversite
49 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı

Umut Burak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·88 syf.·
Beğendi
·
2023 5. kitabı
Aristoteles
7.7/10 · 1.434 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Tanzimatın yarattığı asıl sarsıntı kırsal alanda oldu. İltizam ve angaryanın kaldırılacağı ilan edildiği halde, liberal görüşlü Bab-ı Ali bürokratları, toprakları kontrolünde tutan sınıfa karşı hiçbir tedbir uygulamadılar, hatta arazi rejimini yeniden düzenleyerek toprakta özel mülkiyet rejimini yerleştirmeğe doğru önemli adımlar attılar. Fermanın getirdiği hükümleri hayatlarından kurtuluş olarak görek köylüler, Rumeli ve Anadolu eyaletlerinde ağalara ve yöneticilere karşı yer yer isyan ettiler ve olaylar çıkardılar. Bu olaylar ön planda toprak ağalarına , vakıf mütevellilerine karşı angarya gibi yükümlülüklerini yerine getirmemek, bazı vergilerini vermemek için çıkıyordu. Anadolu'da bazı Hristiyan köyler cizye vergisi vermeyi Rumeli'de bazıları toprak beylerine çalışmayı ve ek vergiler ödemeyi istemediler. Özellikle Rumeli vilayetlerinde bu gibi köylü ayaklanmaları derhal ulusal niteliğe dönüşmekte gecikmediler. 19. yüzyıl ortasında Balkan Slavlarının bulunduğu bölgelerdeki köylü ayaklanmaları nedeni ne olursa olsun, ulusalcı hareketlere dönüşme yeteneğindeydi. Bunun ulusalcılık hareketlerinde yeni bir aşama olduğu açıktır.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Tanzimat Osmanlıcılığı Fransız devriminden etkilenen değil, ona tepki olarak düşünülüp geliştirilmeye çalışılan bir düşünceydi. Özünde tutucu bir politikaydı, ama kozmopolit bir imparatorlukta o gün için gerçekçi görünüyordu. Sadece görünüyordu, kısmen başarıya ulaştı ama dar bir elitin dışına yayılan bir ideoloji ve kurum olamadı. Tanzimat hareketi, imparatorluğun dış politikasında denge siyasetini gündeme getirdi. Sultan Abdülmecid tahta çıktığının ikinci gününde Sadrazam Hüsrev pasa'nın düşmanı olan Kaptan-ı Derya Ahmet Fevzi paşa donanmayı Çanakkale'den kaçırıp Mısır valisine teslim etti. Diğer yandan 1833 Hünkar İskelesi Anlaşmasıyla Rusya'nın imparatorlukta kazandığı nüfuz, İngiltere ve Fransa'yı harekete geçirdi. Böylece Mısır sorunu büyük devletlerin müdahalesiyle çözülecekti. Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa , denge diplomasisini uygulamaya başladı. Sultan Abdülmecid'in 25 Mayıs 1841'de imzaladığı Mısır fermanıyla Kavalalı Mehmet Ali ; Suriye, Adana ve Filistin'i boşalttı. Mısır valiliğini sülalesi miras yoluyla elde tutacaktı. Mısır imtiyazlı eyalet statüsüne geçti ve kaçırılan donanma geri gönderildi. Böylece dokuz yıldır süren Mehmed Ali isyanı sona erdi. 13 Temmuz 1841 Boğazlar anlaşmasıyla da , Boğazlar savaşta ve barışta savaş gemilerine kapatılıyordu. İngiltere Doğu Akdeniz'in kendi açısından güvenliğini sağlamıştı. Osmanlı İmparatorluğu da Mustafa Reşit Paşa grubunun başarılı politikasıyla bir buhran atlatmıştı. Buhran 19.yüzyılın dengeci dış politikası başlatılarak sona ermişti. Bu denge politikası ile ikinci bir büyük buhran daha atlatılacaktı. 1849'da Osmanlı ülkesine sığınan Macar ve Leh mültecilerin iadesi sorunuyla başlayıp, Kırım savaşıyla biten buhran, nihayet 1856 Şubatında ilan edilen Islahat Fermanı'nın nedeni oldu. Osmanlı Devleti
Sayfa 90·Kitabı okudu
1840'ların Osmanlı ülkesi, bir kriz ve değişme dönemindeydi. Ülkenin gelişmemiş ilkel tarım düzeni ve zanaatlara dayalı iktisadi yapısı sanayi imparatorluklarının yayılma hırsıyla karşı karşıya gelmişti. Ordu kaldırılmıştı ve 19. yüzyılda modern Osmanlı ordusunu kurmak; 18. yüzyılda Petro'nun Rusya'da yaptığı kadar kolay becerilecek iş değildi. Bir barut fabrikası, bir tersane, birkaç kumaş dokumahanesi ve dökümhaneyle modern ordu donatılamamaktaydı. 19.yüzyılın ordusu talim ve donanım için daha gelişmiş bir tekniğe , mühendis kadrolarına, mükemmel ve geniş bir mali-idari bürokrasiye ihtiyaç olduğunu gösteriyordu. Modern ordunun yaşaması ve etkinliği için , madencilik, yan sanayi dalları, teknik-askeri okullar, ülke çapında bir deniz ulaşımı veya karayolu ağı gerekliydi. Böyle bir altyapı gerçekleştirilemediğinden Osmanlı askeri modernleşmesi pek yavaş ve yetersiz bir biçimde ilerlemiştir. Ordusuz, bürokrasisiz, parasız Osmanlı ülkesini yönetenler beceriksiz,bilgisiz ve saf insanlar olsalardı, bu kriz imparatorluğu ani bir yıkıma götürürdü. 19. yüzyıl ortalarında Osmanlı İmparatorluğu , sefirleri dinleyerek ve itaat ederek ülke yönetecek adamlara göre bir ortam değildi.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Gülhane Hatt-ı hümayunu öncekilerden ayıran başlıca özelliklerden biri , Bab-ı Ali bürokratlarının düşünüşünü ve tasarılarını yansıtması, daha doğrusu onlar tarafından kaleme alınmış olmasıdır. Bu görüş ve tasarılar , liberal bir iktisadi anlayışın ve ona yönelik yeni bir yönetim modelinin gerçekleştirilmesi istemine dayanmaktaydı.
Sayfa 79·Kitabı okudu