Onun odasında bir şey saklamaya, yalan söylemeye, görüş birliğine varmaya, kendi varlığını silmeye gerek yoktu. Burada Dominique direnebilir, kapışmaktan korkmayacak kadar güçlü, kapışmalara ihtiyaç duyacak kadar güçlü bir hasmın o direnişi hoş gördüğüne tanık olabilirdi. Dominique'in kendi benliğini silmeyen, o benliğe dokunmayan, zaferde ya da yenilgide öylece kalmasına izin veren, kişilik dışı bir hamura dönüşmesini istemeyen bir irade vardı o odada.
"Ne olursa olsun. Bunu bir adım daha ileri götürürsek, hiç kimse yenilmekten hoşlanmaz. Ama her zaman 'sıradan'lığın örneği saydığı birine yenik düşmek, o sıradan kişiyle yan yana başladıktan sonra onun füze gibi yükselişini seyretmek, bu arada kendisinin tüm mücadelesine karşın habire tekme yiyip durduğunu görmek, uğruna hayatını verebileceği işleri o sıradan kişinin birer birer elinden çekip aldığını görmek, o sıradan kişiye tapıldığını seyretmek, kaybetmek, feda edilmek, görmezden gelinmek, yenilmek...
Evet sevgili amatör kardeşim sence İspanyol Engizisyonu buna denk bir işkence türü bulabilmiş midir? "