"Keşfedilmemiş deha hikâyesi çok eskidir ama daha beterini düşündün mü hiç? Fazlaca takdir edilen dehayı?.. Bir yığın insanın salak olması, iyiyi görememesi, o kadar da kötü değil. İnsan kızamaz ona. Ama görebildiği halde iyiyi istemeyen insanı anlayabilir misin?"
"Hayır."
"Hayır. Sen anlayamazsın. Bütün gece seni düşündüm. Hiç uyumadım. Senin sırrın ne biliyor musun? O korkunç masumluğun."
Roark'a baktığında, dünyanın en sakin, en iyi yüzünü gördü. Bu yüzde acımanın gölgesi bile yoktu. Başkasının acısını gizli bir zevkle seyreden, dilencilere bakıp kendini yücelmiş hisseden insanların ifadesi de yoktu. Başkasının küçük düşmesiyle beslenen aç bir ruhu da yansıtmıyordu.
"Dürüstlük sanatçıların tekelinde mi sanıyorsun? Hem dürüstlük nedir sence? Komşunun cebindeki saati aşırmamak mı? Yo, o kadar kolay değil. Hepsi o kadar olsaydı, insanların yüzde doksan beşi dürüst sayılırdı. Oysa görüyorsun ki değiller. Dürüstlük bir fikri savunabilme yeteneğidir. Altında da düşünebilme yeteneğinin var olması gerekir. Düşünmek, ödünç alınabilecek, rehin verilebilecek bir şey değildir."