Hayat yolunun beklenmedik bir ânında karşımıza çıkıveren ve sonra yine aynı şekilde aniden, arkalarında silinmez izler ve bir pişmanlık duygusu bırakarak kaybolan kimi olağanüstü insanlar vardır. Tıpkı karanlıkta çakılmış bir kibritin ateşi gibi, kalbimizin nemli çırasını ısıtırlar ve sonra da yok olurlar.
Son birkaç yılda hayatında çok şey değişmişti, ancak değişmeden kalan bir şey vardı, o da gittiği her yere taşıdığı bu büyük yalnızlıktı; yanından hiç ayrılmayan bir ıssızlık, diğer herkesi ondan uzaklaştıran tek yoldaşı olmuştu.