(...) Ve yaşıyorsam
Her şey bambaşka olmalı seninle
Alışılmış şeylerden öte
Yalanlardan, düzenlerden uzak
Yeter, yeter artık
Dönmesin o eski plak
Her şey gönlümüzce olsun...
Ne duvar beyaz,ne perde mavi, ne abajur yeşil
Gözlerimde birbiri ardınca renkler değişiyor
Sen gelinceye kadar
Yoksan artık hiçbir şey benim için var değil
İçime apansız bir ölüm korkusu düşüyor
Sen gelinceye kadar
Ne güç yokluğunda saatleri birbirine eklemek
Her ayak sesine kapılara koşmak bilsen ne zor
Sen gelinceye kadar
Çorak toprakların yağmura özlemiyle seni beklemek
Sanki her kirpiğimde bir başka adam ağlıyor
Sen gelinceye kadar
Çöküyor üstüme ağır, korkunç bir zaman
İçinde dikenli otlar ve kederler büyüyor
Sen gelinceye kadar
İğneler saplanıyor gözbebeklerime durmadan
Kalbimde iri adımlarıyla bir dev yürüyor Sen gelinceye kadar
Saçlarını okşasam bir kuytu ormandayım
Bir tutsam ellerinden en sakin limandayım
Mesafeleri aşıp sen yanıma gelince
Zamanların üstünde bir başka zamandayım.
Karanlık deme
Bu sisler dağılır er geç
Hele bir sabah olsun
Nefes almaya başlasın caddeler
Hele bir yüzü gülsün evlerin, odaların
O zaman hep aynı umut saracak içimizi
Belki yarın, belki yarın...