O halde dünya kime ait? Hiçbir özel ırka, hiçbir özel ulusa değil. Tarihin öteki anlarından çok daha fazla olarak orada kendine bir yer açmayı isteyen herkese ait. Kendi yararına kullanmak için oyunun kendi kurallarını kavramaya çalışan herkese ait.
Öyle ki sonunda bütün dünyanın çok yakında bir avuç orijinal’in dışında hep aynı kalıptan çıkma romanları okuyacağı -okursa tabiii!-, tonlarla Boca edilen melodisi belirsiz müzikleri dinleyeceği, aynı taslağa göre üretilen filmler seyredeceği, lafın kısası, aynı ses, görüntü ve inanç bu amacını yutacağı düşünce ve endişesi….!
Bir sokağın, bir mahallenin karakterini ya da belli bir yaşam kalitesini korumak için mücadele etmek, meşru ve çoğu zamanda zorunlu bir mücadeledir. Ama bizim tablonun bütününü cümlemizi engellememelidir.