Hayatımızın belli dönemlerinde duygusal bakımdan tıkandığımızı hissedebilir, hislerimizi nasıl ifade edeceğimizi bilemeyebiliriz. Ruh halimizi tanımlamakta güçlük çekebilir, hissettiklerimizi hatlarını kestiremediğimiz bir hayaletten ibaret sanabiliriz. Mesele şu ki farklı nedenlerle hayatımızın belli dönemlerinde duygularımızı bastırırız. Ve biz ne olduğunu anlamadan bastırılan bu duygular zaman içinde ya ruhsal ya da fiziksel bir rahatsızlık olarak karşımıza çıkar. Bu açıdan duygu ifadesinin zihinsel ve bedensel sağlığımız üzerinde etkisi büyüktür. Duygularımıza direnmek düşündüğümüzden daha kötü bir kavramdır. Duygular döngüsel olarak tasarlanmıştır. Hissedilmeli, ifade edilmeli, boşaltılmalı ve tüketilmelidir. Duyguları hissetmemeye çalışmak acı ve baskı yaratır. Acı ve baskı, olumsuz duygulara kıyasla daha hasar vericidir.
Duygular olmasaydı ne olurdu diye sorduk. Herkes kendi çıkarımını yaptı mı?
Çok bilimsel olmayan bir çıkarım ile veda ediyorum Herşeyin fazlası zarar
SEVİN, SEVDİRİN, MUTLU OLUN, MUTLU EDİN ASLA DUYGULARINIZDAN VAZGEÇMEYİN SEVGİYLE KALIN
Ölümle yüzleşince hayata sıkı sıkı sarılanlar oldu, peki hayatın güzel imkanlar sunduğunu bile bile neden değerini bilmediler?
Paulo Coelho'nun Simyacı adlı eserinden sonra okumuş olduğum ve sevdiğim bir başka eseri..
Topluluktan dışlanma korkusu insanları kendi benliklerine hapsediyor. Ve malesef kendini bulamıyor, hayallerini, ideallerini veya idealarını gerçekleştirmek için en ufak adım dahi atmıyorlar. Vazgeçmek çözüm mü?
"Her güne uyanmak bir mucizedir"
Kendimi seviyorum
Sen de sev ve sahiplen.