Bir anda insanın yaşamına girip, sorgusuz yer edinmeye kimsenin hakkı yoktur. Ya da şöyle demeliyim aslında, eğer ben istemeseydim, sen ne denli çabalarsan çabala, şu an yaşadığım kafa karışıklığını sağlayamazdın. Bazen gülünç olmayı göze alır insan. En çok kendime gülerim ben. Büyük büyük laflar edip, ardından aptalca bir filmin olmadık yerinde ağlarım mesela. Bu ayrıntıları birbirine niçin anlatır ki insan? Sanırım ilgini çekmek, derinleşmek, daha çok fark edilip, daha çok sevilmek falan gibi nedenlerle...
Çocuktum. Ne kadar güzel gelir kulağa bilirsin. Kısa ve net. Çocuktum. Sonra fark ettim ki; öyle ergenlik, yorgunluk, yaşlılık falan diye bir sıralama yok. Çocukluk var ve diğerleri. Uzun süre çocuk olarak yaşadım. Ne denli uzun olduğu, sanıldığı gibi sayılarla ölçülemez. Bazen bir gündür çocukluk. Mesela çok terlediğin bir gün, sıcaktan için yanmışken gizlice içilen bir bardak sudur çocukluk. Çok iyi hatırlarım. Kurtuluş'ta gece yarılarına kadar oynardık sokakta. Sokak vardı ve biz sokağın içinde özgür dolaşan çocuklardık.