- Oh, ne büyük bir onur, dedi Shen Zechuan. Orada gizlenerek ne yapıyorsun?
+ Seni izliyorum tabii ki. Buraya hizmetçi mi almaya geldin?
- Kendimi satıyorum. Başka birini almaya nasıl param yetebilir ki?
+ O duruma düştün demek .
Xiao Chiye onu süzdü.
+ Birçok kişinin seni yüksek fiyatlara aradığını duydum.
- Bu durumlarda duygular devreye giriyor. Teklifi kabul edip etmemeye karar vermeden önce dikkatimi çekmeleri gerekiyor.
+ Çatlak hurma ile şekilsiz armut arasında seçim yapmak kolay değildir tabi.
- Er-gongzi'nin bunu bilmediğinden eminim. Prens Chu'nun yanında iyi besleniyorsundur.
+ Kıskandın mı? Benimle gel.
- Henüz o kadar çaresiz değilim.
Shen Zechuan'ın gözleri aşağıya kaydı.
- Bu güzel bir kılıç.
+ Peki adam değil mi?
- Buna nasıl cevap vermemi bekliyorsun? Bu oldukça uygunsuz bir soru.
+ Keskin bir gözün var. Çok az kişi iyi bir kılıcı tanıyabilir.
- Adamın kendisi zarif giyinmişse..tabii ki giydiği her şey kalitelidir. Şanslı bir tahmindi, kör bir kedi bile ara sıra ölü bir fareye rastlar.
+ Neden beni övdüğünde, hayalet görmüş gibi hissediyorum?
- Sık sık övülmüyorsun değil mi? En içten sözlerimi henüz söylemedim bile.
+ Kendini dizginlemede iyi görünüyorsun.
Bu geceki olay yüzünden, sanki yakınmışız gibi konuşuyorsun. Ama dinleyicilerin artık yok. Neden rol yapmaya devam ediyorsun?
- O zaman ne yapmalıyım? Seni tekrar ısırmalı mıyım?
+ Bu bedeni başkalarını baştan çıkarmak için kullanıyorsun. Bana öyle bakarsan, neyin peşinde olduğunu düşünmeyeceğimi mi sanıyorsun?
- Ama ben doğuştan sevgi dolu gözlere sahibim.
+ Ne kadar da yazık. İçlerinde sadece entrikalar ve hesaplar var!
- Ben düşük bir sınıfta doğdum. Entrika çevirmeden bu oyunu nasıl oynayabilirim?
+ Bu gece yaptıklarım kendim içindi. Senin için olduğunu düşünme.
- Bu gece ay çok güzel. Neden havayı bozmak zorundasın?