Hiçbir vatandaş büyük bir güce ya da servete sahip olmadığında, zorbalık fırsat bulup da sahne alamaz. Bütün servetleri orta karar olduğunda, haliyle tutkular dizginlenmiş, hayal gücü sınırlı, zevkler basit olur.
Vatandaşlar her an kamu idaresinin denetimi altına girmekte ve bireysel bağımsızlıklarından her gün bir yenisini denetime, farkında olmadan, sanki hiç haberi yokmuşçasına, azar azar vermeye sürüklenmektedir ve bir günde tahtı devirip kralları ayaklar altına alan aynı insanlar, bir memurun en küçük isteklerine bile, karşı koymadan, giderek daha fazla boyun eğmektedir.
Demokratik bir toplumda kamusal gücü merkezileştirmeyi başarabilmek için ilk ve bir bakıma tek gerekli koşul, eşitliği sevmek ya da sevdiğine inandırmaktır.
Demokratik uluslarda, güçlerin bir noktada toplanması ve bireysel esaret, sadece eşitlikle orantılı değil, aynı zamanda cahillikten kaynaklı olarak da artacaktır.