Şafak Vurgunu | Kitap Yorumu
Bayılarak okuduğum o kitabın yorumu ile geldim
Işıl Atabey, soyadın ağırlığıyla şekillenmiş, kusursuz görünen ama aynı ölçüde boğan bir fanusun içinde yıllarını geçirmiştir. Yıllar sonra nihayet hayatından kaçtığını, özgürlüğüne ulaştığını düşünmektedir. Ta ki özgürlük sandığı o dünyayı paramparça eden olay yüzünden fanusuna dönene kadar. Bu olayın ardından ailesini koruyabilmesi için önünde sadece tek bir seçenek vardır.
Ecevit Demirhan, Yıkım lakabı ile anılan, geçmişi de kendisi kadar karanlık olan özel eğitimli bir askerdir. Emirlere sorgusuz sualsiz boyun eğme alışkındır fakat aldığı yeni emir, sıradan bir görevden çok daha fazlasıdır.
Şevval Demirdöğer'in kalemi ile Kalp Sana Çocuk'ta tanışıp çok sevmiştim. Şafak Vurgunu kitabında da anlatımı çok güzeldi. Akıcı, sıkmayan ve olaylara çabuk adapte olacağınız bir kalemi vardı. İki karakterin bakış açısından sahneler okumayı çok sevdim. Aralarındaki duygu geçişleri yazar çok güzel işlemişti
Işılay Atabey, fanusun içinde büyümüş naif ve kırılgan biri ama o kırılganlığın altında savaşçı bir kadın da yatıyor. Yazar karakteri çok güzel işlemişti ve ben Işıl'a bayıldım Saldırı yüzünden elini kullanamamasına rağmen güçlü durmaya çalışan biriydi -ki bu durum onun için özgürlüğünün elinden alınması ile eş değer- Asla kendini kaybetmiyor aksine daha güçlü durmak için çabalıyor.
Naif , iyi kalpli, kendinden önce çevresini düşünen çok güzel bir karakter Ecevit gibi karanlık bir adama ışık olması çok başkaydı Kitapta en sevdiğim karakter olabilir
Ecevit Demirhan'a gelecek olursam;
İnternette okuduğum dönemde asla ısınamamıştım. Kitabı okurken de ilk bölümlerde ısınamadım, sevemedim. Çok sertti, kabaydı ve duygusuzdu. Işıl gibi kırılgan birinin tam tersiydi yani. Ama kitap ilerledikçe ve biz