Boğulma Teorisi Kitap Yorumu
#konusu
Effy Sayre , hayatı boyunca masallara inanmıştı. Çocukluğundan beri Peri Kralı' nın görüntüsünden kaçarak yaşayan küçük bir kız olarak başka çaresi de yoktu. Onu yaşadığı çaresizlikten ve korkudan kurtaran tek şey Emrys Myrddin'in ölümsüz eseri Angharad'dı. Yüzlerce kez okuduğu bu eser, gerçek hayatının kaderi ve ağırlığından uzaklaşmanın tek yolu olmuştu. Myrddin'in evi Hiraeth Malikanesi'nin yeniden tasarlanması için bir yarışma düzenlendiğini öğrenen Effy için bu harika bir fırsattı. Ancak Effy, harap halde olan malikaneye vardığında üstlendiği görevin aslında "imkansız" olduğunu fark etmişti. Myrddin'in hayatını araştıran genç akademisyen Preston , dost canlısı olmayan diğer insanlar ve Saltney'nin kasvetli havası bir araya geldiğinde Effy kendini karanlık sırların ve tehlikeli güçlerin ortasında hayal bile edemeyeceği bir hikâyenin baş kahramanı olarak
Bayılarak okuduğum bir kitap ile geldim. Ben fantastik türde okuyan biri değilim ama bu kitaptan sonra fikirlerim değişti , hatta birkaç tane kitap siparişi bile verdim. İlk başta kitabın evrenine girmekte zorlandım. İlk yüz sayfa; Ben ne okuyorum? Şu an ne oluyor? demekle geçti ama bir yerden sonra kitap öyle bir aktı ki... elimden bırakamadım.
Effy karakterini hem çok sevdim hem de çok üzüldüm. Edebiyat fakültesinde okumak isteyip okuyamaması, mimarlık fakültesinde tek kız olup gördüğü zorluklar ve Peri Kralı'nı gördüğünü kimseye inandıramaması... Hepsi çok üzücüydü.
Preston ise ilk başta ukala biriydi. Effy'e kötü davranacağını bile düşündüm ama beni yanılttı. Kızımıza karşı nazik ve anlayış doluydu. Ona bebek gibi davranıp korumaya çalışmasına kalbimi bıraktım.
Ayrıca Effy'nin cesaretine hayran kaldım. Peri Kral'ına karşı savaşması, gördüğü zorluklara rağmen dik durması