Süfyan-ı Sevrî'yi anlatırlar: İlme başladığı sıralarda, cebinde bir para çantası taşırdı.
İçinde beş yüz altını vardı. Bir taraftan ilme çalışır, bir taraftan da muhtaçlara
dağıtırdı. Parayı severdi. Ara sıra elini para çantasının üzerine koyar, şöyle derdi:
- Sen olmasaydın bizi ezmeye çalışırlardı.
İlmi bitirip irfan sahibi olduktan sonra, paraya kıymet vermedi. Elinde ne varsa hepsini
muhtaçlara dağıttı, pişmanlık duymadı. Ve şunları söyledi:
- Gökleri demir kaplasa da yağmur yağmasa, yer taş olsa da bitkisi bitmese, yine de
rızık hususunda üzüntü duymam. Şayet bir talepte bulunursam, imanım yok olur.
İmanın kuvvet buluncaya kadar çalış ve sebeplere yapış. Sonra sebepleri bırak, onları
Yaratan'a koş. Peygamberler çalıştılar, borç ettiler, sebeplere yapıştılar. Bunları ilk
zamanlarda yaptılar. Sonra tevekkül ettiler. Çalışmakla tevekkülü birleştirdiler. Her
şeyin bir ilki, bir de sonu olur. Yolun bir dışı, bir de içi vardır.
Abdulkadir Geylani
İllahi Armağan