Kendi çizgisindeki resmin geçmişini çok iyi bilen bu adam ( Avni Arbaş), yarının resmi üzerinde kafa yormuyor. Onu geleceğe bırakıyor. Çünkü kendisini bir falcı olarak değil, yalnızca bir ressam olarak duyuyor.
Üç kent. Üç tarih. Üç ayrı resim anlayışı. Tümü de aynı sanatçının fırçasından çıkma. Abidin’in çok sevdiği, yaşamı boyunca sürekli andığı, ilk Anadolu tasavvuf erlerine öykünerek söyleyecek olursam, bu sanatçı, aynı anda bir çok kişiydi ve o birçok kişinin her biri gene Abidin Dino’ydu.
Çünkü resim, her has sanatçıda olduğu gibi bir varoluş biçimiydi Abidin (Dino) için de. İnsanoğlunun tek bir varoluş biçimi olmadığına, olamayacağına göre, sanatçı, niçin tüm yaşamı boyunca tek bir resim yolunun yolcusu olsun?