Ümmü Ali

İmam Şafii hazretleri (r.a) bir şiirinde şöyle buyurmuştur:
"Kalbim katılaşıp yollarım daralınca, senin affına olan ümidime yapıştım; bu halden kurtuluş vesilem oldu. Günahlarım gözümde büyüdü, fakat onları senin affınla kıyasladığımda affının daha büyük olduğunu gördüm. "
Sayfa 107 - Semerkand yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İbn Acîbe (r.a) hazretleri şöyle buyuruyor:
"Kalp katılığının ilacı şunlardır: zikir ve huşu ehli kimselerle sohbet etmek, irfan ehli kâmil mürşitlerin huzur ve nazarlarında bulunmak, nafile oruç tutmak, insanlar uyurken gece kalkıp namaz kılmak, her şeyi ayakta tutan ve hiç uyumayan Cenab-ı Mevla'ya yalvarıp yakarmak. "
Sayfa 106 - Semerkand yayınları·Kitabı okudu
Osmanlı'nın en ihtişamlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim Han'ın şu beyti mürşid-i Kamile olan ihtiyacı güzel bir şekilde dile getirir: "Padişah-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş, Bir veliye bende olmak cümleden âlâ imiş."
Bir meyve ağacı kendiliğinden yerden biter, hiç kimse onunla ilgilenmez, aşılamaz, bakımını yapmazsa, o ağaçtan tatlı meyve beklemek abes olur. İnsan da böyledir. Elinden tutup onu hakikat yolunu gösterecek bir manevi rehber olmazsa kemalat sahibi olma ihtimali imkansıza yakın derecede zorlaşır. Bu sebeple olsa gerek,"Allah'a ulaşmaya vesile arayın." (Maide 5/35) ayet-i celilesinin tefsirinde, müfessirler, anılan vesilenin mürşid-i kâmiller olduğu üzerinde durmuşlardır.
Eğer sadece ilim kişinin Allah katında yücelmesine, halkın ıslahına, iç dünyasının kemale ermesine yeterli olsaydı, sonraki devirde gelmiş nice büyük alime nazaran en yüksek mertebe sahabe-i kiramın olmazdı.
Sayfa 86 - Semerkand yayınları·Kitabı okudu