Çocukken, sevgi ve kabule ihtiyacımız vardı, çünkü bunlar olmadığı sürece 'yaşayamayacağımızı' "hayatta kalma içgüdümüz"le biliyorduk. Eğer o dönemde ihtiyacımız olan koşulsuz sevgi ve kabulü görebilseydik, şimdi başkalarının onay ve sevgisine ihtiyacımız varmış gibi hissetmezdik.
Bir çocuğun mutlu bir yetişkine evrilebilmesi için anne-baba olarak yapabileceğimiz tek bir şey ama tek bir şey vardır: Çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak.
Dedem gerçek saygının ne olduğunu çok güzel özetleyen bir hikâye anlatırdı. Seksen yaşında bir adam, beş yaşında bir çocuk içeri girince ayağa kalkmış. Etraftakiler "Aman efendim, ne yapıyorsunuz; çocuk o!" demişler. Yaşlı adam, "Çocuk saygıyı bizden öğrenmeyecekse kimden öğrenecek?" diye cevap vermiş. Ne kadar da doğru. Ve, evet, saygı budur, böyle öğretilir. Çocuğunuzun saygıyı öğrenmesini istiyorsanız ona "Saygılı ol,", "Büyüklerini say!" diye öğütlemek yerine saygı gösterin. Kendisi saygı görmeyen bir çocuk, bir başkasına saygı göstermeyi nasıl öğrenebilir?