Vatan; ruhunun vatandaştan, bedeninin topraklardan , beyninin adli,siyasi,devlet kurum ve kuruluşlarından , ağız kulak ve gözlerinin yeri geldiğinde medya, yeri geldiğinde vatandaşın üstünlüğüyle, yumruğunun askeri ve kolluk kuvvetlerinden, bileklerinin mühendislerinden, dizlerinin vatandaşın desteğinden, kalbinin ise vatan ve toprak bütünlüğü ile "oluştuğu" yekpare bir vücuttur. Her organı bir kurum, her hücreyi bir vatandaş temsil eder.
Asker olmam sebebi ile vatanın sahip olduğu vücuttaki yumruğa değinmek gerekirse; yumruğun da her molekülü bir askeri personel, her boğumu bir bölge komutanlığı, her parmağı bir kuvvet komutanlığıdır.
Bu konuyla ilgili sevdiğim bir tanımdır; "Jandarma kadife eldiven giymiş çelikten bir yumruktur" sözü. Vatandaşa karşı kadife eldiveni ile yardımcı olacak, düşmana çelik yumruğunu kullanacak. Bu yumruk hep işlevsel olacak ki vücut saldırılardan korunsun, bileği oluşturan mühendisler yumruğu geliştirecek (savunma sanayi) ki güç artacak. Yumruğu oluşturan her bir molekül(askeri personel) işini iyi yapacak, hep dik duracak, yılmayacak, pes etmeyecek ki, yumruğun sertliği azalmasın. Allah'a hamd olsun; yumruktaki moleküllerin dayanacak gücü kalmasa dahi vücuttaki ruhu oluşturan vatandaşlar buna müsade etmez. Her vücutta hastalık olur(iç karışıklıklar, bozulmalar), mühim olan bu hastalığı vücudun erkenden bertaraf etmesidir, burda da iş yumruktan(askerden) çok ruha(vatandaşlara) düşer. Dış tehlikelere karşı da yumruk yenilse, vücut yenilmez, vücut yenilse kalp ölür, ancak vatandaşların oluşturduğu ruh bâki kalır. Demem o ki; siyasiler değişir, adli merciler değişir, askeri kurumlar değişir ancak ruh değişmezse o vücuda hiçbir zarar gelmez.Türk milletinin ruhunu kaybetmemesi, sonsuza dek huzurlu ve müdahale edilememiş bir vucutta hayat