Tugba

Sonra acı çekme ve boğulma aşaması geldi. Bu acı ölüm değildi, sersemlemiş bilincinde bocalayarak dolaşan düşünceydi. Ölüm acı vermezdi. Hayattı, hayatın sancısıydı bu feci, bu insanı boğan his. Hayatın Martin'e vurduğu son darbeydi.
Sayfa 480·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"Ölü adam hiçbir zaman dirilmez!"
" Bunca şevkle tutunmaktan hayata, Serbest kalmış korkudan, ümitten, Kaçar ve şükrederiz tanrılara; Bu lütuf geldiyse hangisinden. Bir canlı sonsuza dek ömür sürmez Ölü adam hiçbir zaman dirilmez En yorulmuş nehir bile dinlenmez Denize ulaşmadan salimen. "
Sayfa 477·Kitabı okudu
Alıntı
Onu gerçekten sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth değil, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi; kendi aşk şiirlerindeki ışık saçan ruhtu. Hakiki Ruth'u, sınıfının tüm o kusur ve zaaflarını taşıyan, o sınıfın psikolojisinin umutsuz sınırlarıyla kısıtlanmış burjuva Ruth'u hiç sevmemişti.
Sayfa 460·Kitabı okudu
Alıntı
Yazdıklarımın yayınlanması ve halktan gördüğüm kabul, senin bile aşkını değiştirmiş. Bütün eserlerini yazmış olan Martin Eden'la evlenmezdin. Ona duyduğun aşk, onunla evlenmene yetecek kadar güçlü değildi. Ama aşkın şimdi çok güçlü ve bu durumda bu gücün eserlerimin yayımlanmasından ve gördüğüm ilgiden kaynaklandığı sonucuna varmaktan başka bir şey gelmiyor elimden.
Sayfa 458·Kitabı okudu
Alıntı
Tam sandalyesinden kalkmış, kürsüye yürüyordu ki yine kare kesimli kruvaze paltosu ve dar kenarlı şapkasıyla o genç kabadayının, büyük salonun en arkasındaki geniş kapıdan dayı dayı yürüyerek içeri girdiğini gördü. O kadar ısrarlı, o kadar dik baktı ki son modaya uygun tuvaletlerini giyinip kuşanıp gelmiş beş yüz kadın, gözlerini kime diktiğini görmek için hep birlikte başlarını o tarafa döndürdü. Tek görebildikleri boş koridordu. Oysa Martin genç bıçkının koridordan kendisine doğru yaylana yaylana yürüdüğünü izliyor ve şimdiye kadar onsuz görmediği dar kenarlı şapkasını çıkarıp çıkarmayacağını merak ediyordu. Koridordan kürsüye kadar yürüdü, platforma çıktı. Martin gençliğinin gölgesinin bundan sonra yaşayacaklarını aklına getirdikçe gözyaşlarına boğulabilirdi. Platformdan kürsüye, ona doğru kasıla kasıla geldi ve Martin'in zihninin içinde yok oldu.
Sayfa 447·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam