Tam sandalyesinden kalkmış, kürsüye yürüyordu ki yine kare kesimli kruvaze paltosu ve dar kenarlı şapkasıyla o genç kabadayının, büyük salonun en arkasındaki geniş kapıdan dayı dayı yürüyerek içeri girdiğini gördü. O kadar ısrarlı, o kadar dik baktı ki son modaya uygun tuvaletlerini giyinip kuşanıp gelmiş beş yüz kadın, gözlerini kime diktiğini görmek için hep birlikte başlarını o tarafa döndürdü. Tek görebildikleri boş koridordu. Oysa Martin genç bıçkının koridordan kendisine doğru yaylana yaylana yürüdüğünü izliyor ve şimdiye kadar onsuz görmediği dar kenarlı şapkasını çıkarıp çıkarmayacağını merak ediyordu. Koridordan kürsüye kadar yürüdü, platforma çıktı. Martin gençliğinin gölgesinin bundan sonra yaşayacaklarını aklına getirdikçe gözyaşlarına boğulabilirdi. Platformdan kürsüye, ona doğru kasıla kasıla geldi ve Martin'in zihninin içinde yok oldu.