Son bahar, ağaç için ölüm gibidir aslında. Yapraklarını döker, incitir, bazen yıldırım bile denk getirir ona. Artık son bahar, ağacın büyüleyici güzelliğini almış, yerine kara kuru bir obje bırakmıştır.
Aynı bizim yaşlılığımız gibi değil mi? Yaşlandığımızda veya istemediğimiz bir şey olduğunda bizim biçimimiz benzemiyor mu ona? Ağaca yıldırım çarpıyor, insana insan. Ağacı son bahar incitiyor, bizi yine insan. Bizim celladımız yâr, ağacın celladı yıldırım.
Siz hiç son bahardan şikayet eden ağaç gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü ağaç, zorluklara karşı çıkmak yerine onunla yaşamayı öğrenmiştir.
Peki insan? Zorlukların hep karşısında. Hep onu yok etme arayışında. Bak, mezarlıklar kötülüğü yok etmeye çalışan insanlarla dolu kötülük hep var olacak. Bence ağaca kulak verelim, biraz onun gibi yaşayalım.