şevket hamdi tan

şevket hamdi tan
@Pherkads_major
Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endişe… Beni artık kimseler arayıp da bulmasın.
Gündelik hayatın dertleri mi seni korkutan? Hayır. Seni korkutan içindeki boşluk. Anılar yok bu şehirde. Yaşama Uğraşı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Seni bir kaç saniye düşünürsem
Yağmura çok teşekkür ederim, Bu gece yalnızca cesedime yağdı… Bana bir şey olursa diye korktum, Seni birkaç saniye düşünürsem; Düşünürken üşürsem diye korktum. Oturup siyah portakallar yedim, Oturup korkunç kitaplar okudum. İçimde bir sıkıntı gibi cinayet, İçimde bir sığıntı gibi telaş, İçimde felaket gibi bir merak. Hislerimin uzağına düştüm, şimdi çok üzgünüm. Şimdi çocukluğumun uzağına da düştüm, Daha da düşersem diye korktum; Seni birkaç saniye düşünürsem. Ay kıvrılırsa diye, Kan kıvranırsa diye, Can sıçrarsa ölürken bir yerlere, Daha da ölürsem diye korktum. Seni birkaç saniye düşünürsem; Sessem, sersem bir heceysem eğer. Seni bir kelime edersem diye korktum. Seni kötü bir cümlede kullanırsam, Adını söylerken takılırsam, yanlış telaffuz edersem, Böyle bir günah işlersem, Tanrı affeder diye korktum.
Aynı Adam
Tozludur saçlarım, saçlarımdan devrilmiş sarayların dumanları savrulur yüzüm yanıktır yüreğime bir karanfil sokuludur ve partizanca darbelerin dünyaya inen şavkı benim göğsüme göğsüme vurup durur. Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum bahar da sürgülenir içime katranlar da hem koşarak yarattığım sevgiler vardır hem körlenmiş sevgilerin acısıyla koştururum. Beni sular kocaman taşları parçalayarak hatırlıyor dağlarda ve beni hatırlatıyor çeltik tarlalarında aynı sular umutlu sakinlikleri lohusalıklarıyla. Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum kökten dallara yürüyen sular gibi yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan tütüne yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye torna tezgahlarında demir. Yürürüm çünkü ölümdür yürünülmeyen yürürüm yürüyüşümdür yeryüzünün halleri kanla dolar pazuları tarladakinin hızar gürültüsü içinde türkülenir bir öteki gökleri göğsümden aşırtarak yürürüm yağlı kasketimin kıyısında nar çiçekleri.
Münacaat
Bir yakış, bir yanış tasarımı beride öte yakada bir benî adem her gün küsülü kaldık. Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan artık bu yaşa erdirdin beni, anladım gençken almadın canımı, bilmedim demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış insanın insana raptolduğu cevher. Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi taşınacak suyu göster, kırılacak odunu kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin tütmesi gereken ocak nerde? İsmet Özel
Mataramda Tuzlu Su
Uzak nedir? Kendinin bile ücrasında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir? Başım açık, saçlarımı ikiye ortadan ayırdım kimin ülkesinden geçsem şakaklarımda dövmeler beni ele verecek cesur ve onurlu diyecekler halbuki suskun ve kederliyim korsanlardan kaptığım gürlek nara işime yaramıyor rençberlerin o rahat ve oturmuş lehçesinden tiksinirim boynumda bana yargı yükleyenlerin utançlarından yapılma mücevherler sırtımda sağır kantarı gizli bilgilerin mataramdaki suya tuz ekledim, azığım yok uzun yola çıkmaya hüküm giydim. İsmet Özel