Döndüğü memleketinde beklediği ne alkış ne kuçaklama ne de minnet ve şükran; sadece bir güler yüzdü. Karşısındaki insanlar maalesef bunu bile kendisine çok görmüşlerdi. Vapura binen yolcular yanlarındaki ölümlerin öldürmediği, cehennemlerin yakamadığı şu yüzü yanık insana sürünmemek için uzak duruyorlar ve homurdanıyorlardı.
-"Hemşehri, kör müsün? Ayağıma basıyorsun."
- "Hey, be, adam! Biraz uzaktan geç. vücudun meşin gibi kokuyor, burunumun dieği sızladı."
-"Göğsüne şu madalyayı takacağına para ederse sat da beş kuruşluk sabun alıp hamamda yıkan!"
Ah, be kahpe İstanbul!...Şöyle içinde ne varsa , hepsini sayıp dök. Çünkü yaralanan aslan yerde yatıyor, söz şimdi leş yiyen sineklerin ve uyuz köpeklerindir.
Sayfa 25 - İthaki Yayınevi