Söz konusu olan kutsal bir toprak parçası değil, kutsal bir düşünceydi. Vatan yakınıyordu, olsun ama insanlık alkışlıyordu. Ayrıca vatanın bu durumdan yakındığı gerçek miydi? Fransa kan ağlıyordu ama özgürlük gülümsüyordu ve Fransa özgürlüğün gülümsemesini görünce yaralarını unutuyordu.
Sayfa 462 - Türkiye iş bankası, 2.cilt·Kitabı okudu
Zihninde görkemli bir kararın ışıltısı belirmişti. Mezara yaklaşınca insanın bakış açısı genişler; ölüm yakın olmak gerçeği görmek demektir. Girişmek üzere olduğu eylem ona iç karartıcı değil muhteşem gibi göründü. Sokak savaşı tasvir edilemez bir iç çatışmayla aniden gözlerinin önünde belirginleşmişti. Düşüncelerinin tüm yaygaracı soru işaretleri topluca geri geldi ama kafasını karıştırmayı başaramadı. Hiçbirini yanıtsız bırakmamıştı.
Sayfa 462 - Türkiye iş bankası, 2.cilt·Kitabı okudu
Durum en ürkekleri bile kararlı hale getirecek kadar ciddi, kararlı en yüreklileri ürkütecek kadar yoğundu.
Zaten taraflar aynı derecede öfkeli, azimli ve kararlıydı. Kimisine göre ilerlemek ölüm demekti ve kimse geri çekilmeyi düşünmüyordu; bir başkasına göre orada kalmak ölüm demekti ve kimse kaçmayı düşünmüyordu.
Sayfa 458 - Türkiye iş bankası, 2.cilt·Kitabı okudu
Zorunluluğa itaat ettim; ama zorunluluk eski dünyaya ait bir canavardır, zorunluluğun adı kader'dir. Oysa ilerlemenin yasası canavarların melekler kaşısında yok olup gitmesini ve Kader'in Kardeşlik karşısında silinmesini gerektirir. Aşk sözcüğünü telaffuz etmek için kötü bir zaman. Umurumda değil, telaffuz ediyorum, onu göklere çıkarıyorum. Aşk sen geleceksin. Ölüm senden faydalansam da senden nefret ediyorum. Yurttaşlar! Gelecekte karanlıklar, yıldırımlar, vahşi cehalet, kanlı göze göz dişe diş yasası olmayacak. Şeytan da Mikâil de yok olacak. Gelecekte kimse kimseyi öldürmeyecek, dünya ışıldayacak, insan türü sevecek. Yurttaşlar her şeyin uyum, aydınlık, sevinç, yaşama dönüştüğü o gün gelecek ve o gün gelsin diye bizler öleceğiz.
Sayfa 450 - Türkiye iş bankası, 2.cilt·Kitabı okudu