Herkesin beni onun kocası sanması hoşuma giderdi. Bunu, bir kadının evli olmadığı bir erkekle hastaneye asla gitmeyeceğiyle değil, bizi birbirimize yakıştırmalarıyla açıklardım.
"Bu ara uyuyamıyorum bazı geceler, " diye fısıldadım suçlulukla.
“Merak etme, geçer,” dedi şefkatle. “Daha gençsin. Acılar yüzünden uykusuz kalmak için daha çok erken, korkma. Ama benim yaşıma gelince hayatta pişman olduğun şeyler varsa, sabahlara kadar yıldızları sayarak bekliyorsun. Sakın pişman olacağın bir şey yapma."
Onu kollarımın arasına alır almaz hissettiğim huzuru nasıl anlatmalı? Kalabalığın kafamın içinde dur durak bilmeden dolanan uğultusu, orkestranın tangırtısı ve şehrin iniltisi sandığım amansız gürültü, ondan uzak olmanın huzursuzluğuymuş yalnızca..