Gelen giden olmazdı zaten evime. Ölmüş olsaydın, mezarına bile daha çok gelen olurdu
şeklinde acımasız bir cümle kurdum, bir öğleden sonra, sırf bu nedenle. Kurduğum bu cümle ayaklarıma dolandı. Ben istedim bunu demeye tenezzül etmedim. Herkesi arkasında
bırakıp giden, bendim. Beni hak etmiyorlardı. Son cümlemin ardından güldüm aynı öğleden sonra kendime.
Bana aşık olduğun çıkarımını yapabilir miyim? Eğer öyleyse koşa koşa kaçacağım da, uzun bir süredir aşka garezim var. Daha uzun bir süredir ise aşkın bana garezi var, yaklaşık doğumumdan beri, bu konuyu açmayalım bile.
Macit, sen de yakın mısın gerçeğe? Macit benimle konuşmuyor, bacakları ağrıyormuş, benimle uğraşamazmış şu an. O kadar bacak bende olsa, ben de benimle muhatap olmazdım.
Temizlik yapmalıydım. Hamamböceği ayıplayacaktı beni, her taraf toz üstad Aziz, ayaklarımın altı kapkara oldu, bir daha gelirsem iki olsun. Üzgünüm Macit, yoğunum bu sıralar, pek temizlik yapamadım. Böceğin adını koyduğumuza göre onu hayatımıza dahil etmiştik artık, Maciti alıp balkona çıkardım, damak tadını bilmediğim için azıcık toz şeker ikram ettim ve girdim içeriye.