Sonunda kendi kendime hayatın belki de bu olduğunu söylüyorum. Fazlasıyla umutsuzluk. Ama aynı zamanda, güzel bir-iki an. Zamanın aynı olmadığı. Sanki müzik notaları zaman içinde bir tür parantez açıyor. Bir erteleme. Buradaki başka yer. Asla'daki her zaman.
Evet, bu işte! Asla'daki her zaman.
Zaman içinde bir zaman dışı... Ancak iki kez münkün olabilen bu nefis kendini bırakışı ilk kez ne zaman hissettim? Tek başımıza olduğumuzda hissettiğimiz huzur, yalnızlığın dinginliği içinde kendimize dair bu kesinlik, bir başkasının bu suç ortaklığı halindeki eşliğinde yaşanan bu " bırakın gitsin, bırakın gelsin, bırakın konuşsun"a kıyasla hiç kalır...