Irk, din,dil hangisi olursa olsun, bize giydirilen, giyindikçe kendimizden ayırt edemediğimiz simgelerden kurtulup, şöyle bir kimliksizleşebilsek. Nazım Hikmetin sözleriyle, "Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine", Hrant Dink'e göre de "Birbirimizin ötesi olmadan farklılıklarımızla bir olabilsek."
Aşırı sevgimizden, memleketimize düşkünlüğümüzden olsa gerek, günlük olayları dev aynasında büyütüp onlarla hop oturup hop kalktığımızdan, neredeyse her gün, bir gün öncekini unutturan yeni bir sorun yaratıyoruz. Yarattığımız herhangi bir sorunu çözmenin yoluysa ertesi gün başka bir sorun yaratarak onu unutmak. Böylece sorun çözmede kurumsallaşamıyor, her yeni sorunla sıfırdan başlıyor, sorun bağımlısı bir ülke oluyoruz.
Dinler, bireylerin inançlarının ifadesi olmaktan çıkıp rejimlerin kimliğine büründükçe, kendinden menkul sözcülerinin iddia ettikleri gibi ahlaka değil totalitarizme araç olur.