Senden bir farkım vardı oysa, ben “ben” denilen şey olmadığımı biliyordum, biliyordum ki hem varım hem yokum, var kalmak başka bir şey çünkü, var olmak başka bir şey.
Sana kavuşmak için,
Ne kadar beklemem gerekiyorsa bekleyeceğim.
Seninle olabilmek için
Kaç savaş varsa
Hepsinde savaşacağım.
Sen bu dünyada uğruna
Savaş verilecek en güzel şeysin...
Her parçayı ne kadar çok kez yırtsam, kessem, un ufak etsem de yok olmuyordu, Ama bir daha asla eskisi gibi olamayacaklardı. Kimse onları yırtılmamış, kesilmemiş, un ufak edilmemiş gibi bir araya getiremezdi işte! Ben bir daha asla eskisi gibi olmayacaktım.
Çünkü her şey dağılmaya, parçalara ayrılmaya, kırılmaya, eskimeye, çürümeye, bir daha asla olduğu gıbi olamamaya mahkûmdu.
Perdenin kıvrımıydım. Halının püskülü, banyonun sabunu, en çok mutfağın çaydanlığıydım.Sehpanın danteli, çamaşırın leğeni, koltuğun kırlentiydim, ben hep senin bir şeyindim, hangi odadaysam, o odanın süsüydüm. Öldüğünde ardından hikâyesi anlatılmayacak, adı anılmayacak, sesi duyulmayacaktım.