O benim kasabamı vuran kasırgaydı. Üstümden geçip gitmişti ama ben hala beni daha da yerle bir etmesi için peşinden koşuyor gibiydim.
Elimden alacakların bitmedi, dercesine koşuyordum ona.
Hala nefes alıyorum. Hala kalbim çarpıyor. Hala gözyaşlarım akıyor. Onları da al ve öfken durulsun. Onları da al ki bitsin artık bunlar. Onları da al ki hissizleşeyim. Onları da al ki yerimi bilmediğim şu dünyada yaşamaktan vazgeçeyim.
Bitir artık bu oyunu.
Düşüncelerimin bana ait olması gerekirken ben mi düşüncelerime ait olmuştum? Normalde bir insanın hislerini yönetmesi gerekmez miydi? Hisler tarafından yönetilen ben miydim?
Ben mi gariptim, Ediz mi garipti, yoksa hayat mi garipti, bilmiyordum.
Pırıl pırıl bir örtü olan gökyüzü üzerime serilmeye başlarken bir salıncakta bilinçsizliğe doğru sallanıyordum.