Leyla çocukken önce annesini, sonra babasını kaybetti.
Sonra da kendi sesini…
Bir fırının gölgesinde büyüdü. Sessizdi.
Derken bir adam çıktı karşısına: Kemal.
İlk defa birinin gözünde yuva gördü.
Taşlardan bir ev yaptılar. Hayallerini içine koydular.
Sonra Kemal gitti.
Geriye, Leyla’nın tek başına yaşadığı sessiz ev ve bir gün kapısında beliren yaralı bir köpek kaldı.
Ona “Tek Göz” adını verdi.
Ve belki de o gün, Leyla yeniden bakmaya başladı hayata…
Ama geçmiş kolay kolay peşini bırakmadı.
Köyün dedikoduları, uzaklardaki bir mandıra, soğuk geceler, sıcak rüyalar…
Ve hâlâ dönmeyen biri.
“Leyla”, sevdiğini bekleyen bir kadının değil,
Kendini arayan bir ruhun hikâyesi.
Bu sessizliğin içinde yankılanan her cümlede,
Belki de senin adın gizli.