Hep görüldüğü gibi, melankolik insanlar kendi benliklerine karşı şaşırtıcı ölçülerde yıkıcı, kıyıcı tavırlar almışlardır. Bunun nedeni de yeterince bilinmemektedir. Freud'un kanısına göre, melankolideki temel çelişki, sevilen objeye bağlılık sürmesine karşın, bu objeye bağlı psişik enerji (libido), bu objeden geri çekilip serbest kalmakta... Fakat serbest kalan bu psişik enerji, başka bir objeye kaydırılmamaktadır.... Benlikte varlığını sürdüren bu psişik enerjinin gölgesi, benliğin bir bölümü üzerine düşmekte, benliğin bu bölümü kendisini terk edilmiş sevgi objesi gibi duyumsamakta/değerlendirmektedir. Ve bunun sonucu, vicdan da denilebilen benliğin bu bölümü, diğer bölümünü kıyasıya ve hatta bazı kereler ölümcül biçimlerde eleştirmekte/yargılamaktadır....
Melankolinin nedenleri, tek bir objeye/kişiye olan sevginin yitirilmesi-ya da çeşitli-ütopiler, hümanist düşler, "tamamlanmamış projeler kapsamında da ortaya çıkabilir. Bunun için de melankoliklerdeki üzüntünün nedeni başkalarınca "anlamsızmış" gibi görünmektedir... Ayrıca melankoliklerin kendilerine karşı yönelttikleri eleştirilerin gerçekte yitirilen sevgi/ütopi objesine yönelik "ruhsal bir başkaldırı" olduğu da gözlenmektedir...
Sonuç olarak, melankoli durumlarında benlik, yaşama yenik düşmekte, mani dönemlerinde ise kısmen ve geçici de olsa, yaşam koşullarını aşmaya, kayıplarının üstesinden gelmeye çalışmaktadır... Melankoliklerde, psişik enerjinin objeden çözülme süreci pek çok aşamalardan geçer, bu nedenle de melankoli uzun süren karmaşık olaylar sonucu ortaya çıkar. Objeden ayrılan çelişkili/ambivalet duygularla yüklü psişik enerji, ağır bir yenilgi/rezignasyon ile yok olmaktan kurtulup, kendi benliğine sığınmaya çalışır.