Ne yazık ki savunmasızdım,düşüncesizdim,mektepli supericiğim ise avucuna almıştı beni.
Ben insanlıktan çıktıkça ,tutku,sevecenlik,işkence artmış durmuştu; o da bunları fırsat bilmişti.
Kişinin çaresizlikle ellerini oğuşturmasının sadece romanlarda rastlanan bir hareket olduğunu düşünmüşümdür her zaman
-Ortaçağlardan kalma bir törenselliğin belli belirsiz kalıntısıdır belki de...Ama çaresizlikten.çaresizliğimin indirdiği darbeden bir süre kendimi alabilmek için ormanlara daldığımda içinde bulunduğum duyguları sessizce dışa vurabileceğim tek hareket ellerimi oğuşturmak(Tanrım,bir bak şu zincirlerime!)oldu.
Kızıl kayalıkların ardında gizlenerek geçirilen o son,ölümsüz gün! O günden bugüne geçirdiğim yirmi beş yıl bir anda yürek çarpıntılarıyla dolu bir doruk noktasına vardı,orada söndü.kayboldu gitti.