Hayat olanaksız,
ölüm duraksız;
haykırıyor toprağa:
“Al onu koynuna.”
Burada konuşmayın,
kimse sizi duyamaz.
Susun, ağlamayın;
ölüler ağlamaz.
Gittiler, gittiler…
Duyulsun: bittiler.
Yaşama melek olarak gelenler
dün akşam öldüler.
Oynamaları gerekirdi,
ölmeleri değil.
Niye mezarında gelinlikler?
Onlar yaşamadı ki evlensinler.
Hayır, yapmayın,
onlara bunu yaşatmayın.
Ruhlarını rahat bırakın; ağlayın, susmayın.
Burası ölü çocuklar coğrafyası.
Kan var, vahşet var…
Bir adam öldürmüş bir kadını,
çıkmış mahkemeye: “Ben yapmadım, anam.”
Giymiş takım; cezasına indirim var.
Doydu toprak, doydu;
bastığınızla geçmeyin.
Ağlayın, indirgemeyin;
burası ölü kadınlar toprağı.
Ölüler ağlayamaz,
yaşamamışlar anlatamaz.