Emine Arslan

Emine Arslan
@Pirpirim
Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır. Mutsuz ile yoksulun birbirinden uzak durması lazım, birbirlerine bulaştırmamak için.
Sayfa 105
Reklam
“Bazen saklanır insan, saklanır, yakalanmamak için gizlenir, burnunun ucunu bile göstermeye korkar; yerini belli etmez, çünkü önyargı kol geziyordur, çünkü yeryüzünde başka şey kalmamış gibi, herkesin arasından seni bulup şamataya alırlar, bir bakarsın senin özel hayatın da, aile hayatın da edebiyata girmiş, hepsi yayımlanmış, okunmuş, alaya alınmış, değerlendirilmiş!”
Sayfa 102
“Çünkü aramızda kalsın Varenka kardeşimiz azarlanmadan iş yapamaz, herkes bir yerlerde bir iş bulma derdinde, yani, ben şurada şuyum, deme derdinde, işe gelince de yan çiziyorlar.”
Sayfa 102
“Tanrı korkusu taşıyıp kendini bilerek, kimse rahatsız etmeden, kulübene girmesinler ve etrafı yoklamasınlar diye umut ederek yaşamaya imkân yok; yani kendi evinde olduğun gibi yaşayamayacaksın, hep bilecekler, sözgelimi üzerindeki yelek iyi mi, üzerine oturuyor mu, iç çamaşırın var mı; çizmelerin var mı, tabanları neyle kaplı; ne yersin, ne içersin, ne yazıp duruyorsun? Peki ama bu ne demek canım); istersem kaldırımın ıslak olduğu yerden, belki bir kere de çıplak ayakla, çizmelerimi elime alıp geçiyorumdur! Kötü olan şeyleri ne diye yazmalı, her seferinde birinin neye ihtiyacı olduğunu, çay içip içmediğini neden yazıyor? Sanki herkesin de durmadan çay içmesi lazım gibi! Acaba ben herkesin ağzına bakıp kaç lokma yuttuğunu öğrenmeye çalışıyor muyum? Kimi gücendirdim böyle bir şey yaparak? Hayır, canım, insan kendisini rahatsız etmeyen birilerini neden gücendirsin! “
Sayfa 101
Rus atasözündeki gibi gülüyorlar bana: “El için ku- yu kazanın,” diyorlar, “evvela kendisi düşer.”
Sayfa 34
Reklam