Onda da hükümdar aileleriyle diktatör ruhlarında rast gelinen bir eziyetten zevk alma ihtiyacı vardı; birini kolundan tutup yükseltmek, yükseltmek, görmediklerine nail etmek, iltifat ve muhabbetlere boğmak, sonra birdenbire, ne verdiyse çekip almak, çöktüğünü görmek...
Bilirsin, zerzevat fidelerini yerlerinden söküp bahçene sıraladığın zaman hepsi de yapraklarını büker, başlarını eğer, ölür. Velakin, iki üç gün geçince bakarsın bellerini doğrultuyorlar, kafalarını dikiyorlar, boya gidiyorlar. Sürgünler de böyledir, evvela pörsürler, sonra canlanmaya başlarlar.