Zinya

Zinya
@Piruz
"Körler çarşısında ayna satma, sağırlar çarşısında gazel atma" youtu.be/9OIjPKLuu5g
Livaneli, Mülteciler, KHK'lılar ve Meriç Nehri'nde Boğulan Çocuklar
8/10
·140 syf.·
2021 37. kitabı
Balıkçı ve Oğlu, Zülfü Livaneli'nin son romanı olarak birkaç ay önce piyasaya çıktı. Yayınevini değiştiren Zülfü Livaneli'nin yeni yayınevindeki ilk eseri idi.   Balıkçı ve Oğlu her ne kadar roman olarak adlandırılsa da bir uzun hikaye gibi değerlendirilmeli. İsmi ile çağrışım yaptığı Ernest Hemingway tarafından kaleme alınan İhtiyar Balıkçı ve Deniz hikayesini hem hatırlatan, hem de ona atıfta bulunan bir eser olarak göze çarpıyor. Ancak oradaki eserin herhangi bir sosyal kaygısı yahut meselesi yoktu. Burada ise bir balıkçının hikayesi üzerinden dünyanın son yıllardaki en önemli sorunlarından birisi durumunda olan mülteciler yahut düzensiz göçmenler meselesini bir ışık tutmaya çalışıyor. Bunu yaparken bir Ege köyünde yaşayan ve çoğunluğu denizle içli dışlı olan, balıkçılık yapan köylülerin çevre ile olan ilişkilerini de göz önünde tutuyor. Yani Livaneli sosyal meselelere duyarlığını bu defa Ege Denizi'ndeki düzensiz göçmenler yani mülteciler sorununun yanı sıra denizde, denizin kirlenmesi ve bu şekilde balon balığı adı verilen bir nevi kötü balıkların ve doğal akışın dışına çıkmış yaratıkların istilası ile karada ise kapitalist ve kötü insanların çevreyi talan etmelerini, para uğruna her şeyi yakıp yıkmalarını ele alıyor. Hatta roman sonundaki röportajında Moğol istilasında bile Anadolu'nun belki bu kadar zarar görmediğini belirtiyor.     Livaneli kendi görüşüne uygun olarak -ki sanatçı derdi olan insandır, düşüncesine sahip bir kalem olarak bu son eserinde genelde bir ama aslında pek çok meseleyi irdeleyen bir uzun hikaye oluşturmuş. Bu anlamda babalık, annelik ve evlat acısı gibi konuları yerleşik insanların penceresinden anlattığı gibi mülteciler üzerinden de işlemeye devam ediyor.     Edebi tarafına baktığımızda aslında tipik bir Livaneli anlatısı olarak
Edebiyat
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
KHK, OHAL ve Malum Şeyler
8/10
·220 syf.·
2022 1. kitabı
Ahmet Altan’ın son romanı Hayat Hanım, hakkında yazıp yazmamakta tereddüt ettiğim bir kitap oldu. Kitabı beğenmediğim için değil, anlattığı şeyleri yazıp yazmamakta kararsız kaldığım için. Çünkü Altan’ın bahsini ettiği olaylar ve kişiler maalesef gayet hayatın içindeler ve bu incelemeyi bile bir polemik ortamına çevirebilecek kadar baskınlar… Romanla ilgili birkaç kelam edip, alıntılar üzerinden devam etmek istiyorum. Tabiri caizse su gibi akıp giden bir roman. Kendini okutabilen cinsten; ilgi uyandıran bir roman. Güncelle çok ilintili olması da bunda bir etken olabilir. Baş karakter Fazıl ile Sıla’nın durumları ve diyalogları, çevrenin de etkisiyle 1984’ü anımsatıyordu. Roman, “İnsanların hayatları bir gecede değişiyordu. Her şey öylesine çürümüştü ki hiç kimsenin hayatı kendi geçmişinin köklerine tutunamıyordu. Herkes lunaparktaki kukla hedefler gibi bir vuruşla devrilip kaybolma ihtimaliyle yaşıyordu.” cümleleri ile başlıyor. Manzara açık; modern zaman Türkiye’si. Hepimizin hayatı bir gecede alınan bir kararla, çıkarılan bir KHK ile, verilen bir talimatla değişebilir. Çünkü toplumda “Eğlencenin her türünden ve kendilerine benzemeyen herkesten nefret ediyorlardı. Korktum. Kederime bir de korku eklendi.” sözlerindeki tipler var. Hatta idare onlarda… Nitekim şu diyaloglar hayli gerçekçi duruyor. “ - Polislerin götürdüğü çocuklar ne oldu, dedim. - Onları tutukladılar. - Neyle suçluyorlar? - Bulurlar bir suç, suç mu yok?” Romanda babası önce iflas sonra intihar eden, zengin biriyken bir anda sınıf düşen Fazıl ile onun hayatında yer alan iki kadının hikayesi var. Nispeten yaşlı ve gizemli bir kişilik olan Hayat Hanım ile Fazıl’ın emsali, babası iş insanı iken mal varlığına çökülen ve hayatı alt üst edilen bir kız olan Sıla… Altan, Fazıl’ı bir han odasında yaşatırken
Hayat
Hayat HanımAhmet Altan · Everest Yayınları · 20212,547 okunma
Aytmatov: Evet, insan gerçekten seviyorsa, sevdiği kişiye zerre kadar kötülük yapması imkansız. Bu yazılmamış bir yasadır.
Sayfa 390
Sonradan helal etmeyeceğin hiçbir şeyi ikram etme! -"Samimiyetini, zamanını ve yıllarını." Huzeyfe Mücahid