Nihayet tarih, hiçbir zaman hiçbir memlekette tecelli etmemiş yegâne bir kahraman numunesi halk ve ibda için binbir feci musibeti milletimizin boynuna kenetledi, hiçbir milletin başına gelmemiş binbir izmihlali Türk milletinin omzuna yığdı: Kanlı mağlubiyetler, şenî işgâller altında ezildik; millet son ihtizar nefesi ile uçuruma yuvarlanmıştı.
İşte o zaman çelik bir azim, dev bir irade, fevkalbeşer bir tecelli tecessüm ve Mustafa Kemal teşahhus etti. Mukavemet, müdafaa, muharebe ve zafer safhaları tevâli etti. Bu tarihin hiçbir devrinde, dünyanın hiçbir köşesinde bir misli daha görülmemiş celil ve garra bir harikadır.
Edebiyat-ı Cedide'ye bu nokta-i nazardan, siyasi olamadığından edebi kalmış münevver gençlik ihtilali dense mübalağa olmaz çünkü etrafımızdaki içtimai karhaları mahvedemediğimiz, hayatı ve cemiyeti ıslah edemediğimiz için edebiyata hücum ediyorduk.
Hayata, tarihe diğer milletlerle hem-ayar bir şeref ve vakar ile dâhil olmak için ne yapmalı idi? Bunu yapamamak, yapılamayacağını bilmek ve bu tekme ve balta hükûmetinin mezalimine boyun bükmek bizi kahr u harap eder, fütur buhranlarıyla ekseriya nihilistliğe kadar yuvarlandığımız olurdu.
Bütün iğrenç derinliklerine hulûl ettiğim İstibdat mihanikini bilhassa nazarımda halkın zaaf ve akameti sayesinde tahakküm ediyor, millet kendini doğrayan bıçağı kendi biliyor, kemiklerini kıran cendereyi kendi sıkıyordu. Bu muattal ve mağşuş halkı kurtarmak için hayırkâr rehberler, onu selamete sevk ve insanca idare için necip mütşitler lazımdı. Fakat seneler geçiyor, ahvâl beter oluyor, tek bir ümit lem'ası parlamıyordu.
Gazi, hiç kimse için benim için olduğu kadar mukaddes ve mübeccel olamaz çünkü o bir millet kahramanı, bir hükûmet reisi sıfatıyla, benim bütün gençliğimin en bâlâ-pervaz mefkûrelerini, en mâ-fevka'l-imkân emellerini saha-i hakikate çıkarmış ulvi bir mevcudiyettir.